İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu(Alevitiska Riksförbundet)

İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu(Alevitiska Riksförbundet)

Sık kullanılanlara ekle


Başyazı
FEYZULLAH ÇINAR'I BİR DAHA ÖLDÜRMEYİN

2 Temmuz 1993 Sıvas katliamından bir gün önce idi. 4. Pir Sultan Abdal etkinliklerinin ilk günü 1 Temmuz 1993 tarihinde Sivas 4 Eylül Spor Salonunda halk konseri var. Programdakiler arasında Halk Ozanı SEFİL SELİMİ de vardı. Hani şu Feyzullah Çınar'ın müziği ve güzel sesi ile insanlarla buluştuğu ve sonrasında Sabahat Akkiraz'ın güzel yorumu ile, beğeniyle dinlenen türkünün sözlerini yazan Sivas'lı ozan. Ne diyordu:

Kimse Bana Yaran Olmaz Yar Olmaz Mertlik Hırkasını Giydim Giyeli
Dünya Bomboş Olsa Bana Yer Kalmaz
İnsana Muhabbet Duydum Duyalı

İmanım Hükümdar Benliğim Esir
Ehl-İ Beyti Sevdim Dediler Kusur
Kimi Korkak Dedi Kimi De Cesur
Kurt İle Kuzuyu Yaydım Yayalı

Ardımdan Vuranlar Yüzüme Güler Kestiği Az Gibi Parçalar Böler
Herkes Kılıcını Boynumda Biler
Başımı Meydana Koydum Koyalı

"Bu Kızılbaş Olmuş, Yunmaz" Diyorlar "Kestiği Haramdır, Yenmez" Diyorlar "Camiye Mescide Konmaz" Diyorlar İmam Şah Hüseyn'e Uydum Uyalı

Kimi Benden Kağıt Hüccet Arıyor
Hal Bilmeyen Dip Dedemi Soruyor Dostlar Ölümüme Karar Veriyor
Sefil Selimi'yim Dedim Diyeli

Programın sunuculuğunu ben yapıyordum. Kendisi ile orada şahsen görüştüm. Sahneye bağlama ile mi çıkacaksınız dediğimde, hayır, ben ne bağlama çalarım ne de söylerim, ben sadece yazarım, demişti. Gerçektende güzel yazıyordu.

2
8 Ağustos 2010 tarihindeki atv'de yayınlanan Türkünü Söyle isimli yarışmada, bu türkü de okundu. Yanlız anons edilince adeta Feyzullah Çınar bir kez daha öldürülerek anons edildi. Söz ve Müzik: Sefil Selimi diye anons edildi. Çok üzülmüştüm. Sağlığında, sahip çıkılmadığı için parkta hayatını kaybeden Feyzullah Çınar'ın öldükten sonra da eserleri öldürülüyordu. Atv'yi aradım ve bu konudaki düşüncemi bildirdim. Daha sonra ekipten bir arkadaştan bu türkü Feyzullah Çınar'ın değil, diye bir SMS aldım. Oysa Sefil Selimi bugün yaşıyor olsa idi inanıyorum ki, yanlış yapıyorsunuz, bu müzik Feyzullah Çınar'a aittir, diyecekti.

Şöyle bir baktım, bu eseri okuyanlar neler yazmışlar. Bu türküyü güzel sesi ile yorumlayan Sabahat Akkiraz albümünde Söz:Sefil Selimi, Müzik: Feyzullah Çınar yazmış. İhsan Öztürk sayfasında da Kaynak: Sefil Selimi, Derleyen: İhsan Öztürk yazıyordu. İhsan Öztürk'ün Sefil Selimi'ye eserin kayıt altına alınması ve TRT repertuarına girmesini sağlamasında yardımcı olmak amacıyla bunu derlediğini düşünüyorum. Feyzullah Çınar'ın diğer türkülerini dinleyen, bu müziğin Feyzullah Çınar'ın olduğunu az çok anlar zaten.


Bunların tüm sorumlusu TRT mantığıdır tabiki. TRT yıllarca, türküde söz ve müzik olmaz, kaynak ve derleme vardır, türkü anonim olur, diye direndi. Türkü formunda müzik yapanların, eserlerini TRT repertuarına kayıt ettirmek isteyenlerin başvurduğu yöntemdir bu. Aşık Mahzuni'nin TRT repertuarlarındaki türkülerine bakın, eğer sonradan düzeltilmedi ise Aşık Mahzuni'nin ismi yazılı değildir. Başka bir kaynak ve derlemeci vardır ve Maraş yöresinden bir türkü diye kayıt edilmiştir. Bir çok Alevi ozanlarının türkülerindeki şah, dost, can, Ali, gibi Aleviliği çağrıştıran sözcükler, `yar` sözcüğü ile değiştirilmiştir. Bazen de sözlerin önemli bir bölümü değiştirilerek, türkü özünden uzaklaştırılmıştır. Buna rağmen bir çok halk müziği sanatçısı, 'TRT olmasaydı halk müziği olmazdı' der. Oysa halk var olduğu sürece halk müziği yaşayacaktır. Kaldı ki siyasi nedenlerle işine son verilen Ruhi Su, devlet bütçesi nden aldığı pay ve binlerce çalışanları ile TRT'ye göre daha doğru yöntemlerle türkü derlemiştir ve tek başına daha iyi iş becermiştir. Hem de özüne uygun, değişitirmeden, bozmadan ve devlet bütçesinden yardım almadan. Bu vesile ile Ruhi Su'yu saygıyla anıyorum.

Bir başka olay da, eser sahiplerine telif ücreti ödememek isteyen kişilerin bandrol için başvurduğunda sahipli olan eserleri anonim diye bildirmeleridir. Bu durumda eseri kullanan firma telif hakkından kurtulduğu gibi, sahibi olan eseri de anonim olarak Mesam ve Kültür Bakanlığı'na kayıt ettirmiş oluyor.

Asıl üzücü nokta, hayatını halk müziğine vermiş insanların bulunduğu Türkünü Söyle programında bu türkü söylenirken Feyzullah Çınar'dan bahsedilmemesi ve belkide ellerindeki yanlış bilgilere inanmayı yeğlemiş olmalarıdır.

Feyzullah Çınar severlerin bu işin takipçisi olması, atv'ye ilk yayınlanacak programda bu yanlışlığın düzeltmesi konusunda mail ve telefonla mesaj göndererek baskı gücü oluşturması ve bu yanlışlığın düzelttirilmesi, bir nebze olsun yüreğimizdeki sızıyı hafifletecektir.

30/08/2010
Ali Çağan


Hava durumu


Federasyonumuzun toplantısı ile ilgili alevi.com sitesinden haber:
İsveç`te Çalışmalar Hızlandı
30-10-09

TARAFINDAN: İSVEÇ ALEVI FEDARASYONU-BARIŞ BIÇICI

İsveç Alevi Fedarasyonu'na bağlı dernekler 23-25 Ekim tarihleri arasında yaptıkları eğitim faaliyetleri ve yönetim kurulu toplantısıyla çalışmalarına hız verdi.
federasyon
Stokholm, Göteborg, Malmö, Uppsala, ve Dalarna bölgelerinden gelen dernek başkan ve yöneticileri Brunnsvikte bir araya geldi. Üç gün süren faaliyetlerin ilk günü, toplanma ve yeni üyelerle tanışma olarak geçerken ikinci gün eğitime ayrıldı. Yerelde, ülke genelinde ve Avrupa Birliği seviyesinde derneklere nasıl kaynak sağlanır, proje nasıl hazırlanır, aleviliğin İsveç devlet kurumları ve siyasi partilerine tanıtılması, yine bunun için bir kitapçık hazırlanması konuları işlendi. Alevi derneklerinin faaliyet ve ekonomik olarak durumları, ihtiyaç ve beklentilerinin görüşüldüğü bu günün akşamı türkü dolu bir eğlenceyle geçildi.

Çalışmaların son gününde ise İsveç Federasyonu genişletilmiş yönetim kurulu toplantısı yapıldı. Daha önce düzenlenen fedarasyon amblem yarışmasının uzatılması kararının alındığı bu günde, başkent Stokholm meydanında semah gösterisi, Maraş katliamını anlatan tiyatro, çocuk yuvası, yaşlılar için buluşma mekanı gibi geleceğe yönelik yapılması düşünülen faaliyetler tartışıldı. Kadın ve gençlik komisyonlarına da ağırlık verilmesi kararı çıktı.

Yol Club üyeliği ve Yol Tv çalışmalarına destek ile ilgili sorularında geniş yer aldığı görüşmeler, bir sonraki toplantı yer ve tarihinin belirlenmesiyle son buldu.

Barış Biçici

AS -İsveç

''Canlar Tiyatrosu Madımak'ı Stockholm'a taşıdı‏'':
Madımak yanmaya devam ediyor

tiyatro
2 Temmuz 1993 günü Sivas Türkiye tarihinin en hunharca katliamlarından birine sahne oldu. Ellerinde sazları, kitapları ve kalemlerinden başka kendilerini savunacak şeyleri olmayan ozan, sanatçı ve yazarlara saldıran gerici ve faşistler "Allah adına, din adına" 37 insanımızı yakarak katlettiler. 8 saat devam eden saldırı karşısında devlet seyirci kaldı. Olay yerine gönderilen polis ve askerlere gözleri dönmüş, insanları katletmek amacıyla toplanmış gruba müdahele etmemeleri emri verildi. Katliamdan sonra yetkililer saldırganları değil, katledilenleri, yaralananları ve saldırıya uğrayanları suçladılar.

Önceleri saldırının yıldönümlerinde Madımak'ta katledilenlerin anılmasına, katliamın işlendiği yere karanfiller bırakılmasına izin bile verilmedi. Katliamı unutturmak için Madımak bir et lokantasına dönüştürüldü. Ancak halk ve aydınlar, katliamdan kurtulanlar olayı unutmadılar. Madımak katliamının gerçek sorumlularının yargılanmasını ve otelin müzeye dönüştürülmesini talep ettiler.Serdar Doğan Madımak yangınından ağır yaralı olarak kurtulanlardan.Serdar DoğanKardeşi Serkan ile birlikte Pir Sultan'ı anma etkinliklerine katılmak için Ankara'dan Sivas'a gelmiş. Doğan ailesine kara haber çabuk ulaşıyor. İki tabutla çocuklarının cenazelerini almak için Sıvas'a geliyorlar. Morgda bir kalan Serdar'ın halen hayatta olduğunu bir doktor farkediyor tesadüfen. 15 gün bitkisel hayatta kaldıktan ve yıllarca yanık tedavisi gördükten sonra mücadeleye yeniden başlıyor Doğan. Katliamda kaybettiği kardeşini, değerli yazar ve sanatçıları bir türlü unutamıyor. Madımak'ta yaşanan facianın tanığı ve tiyatromağduru olarak katliamı tiyatrolaştırıp en geniş kitlelere ulaştırmaya karar veriyor. Böylece Simurg çıkıyor ortaya. Simurg Zümrüd-ü Anka olarak da adlandırılan kendini kendi küllerinden yeniden yaratan mitolojik bir kuş. Doğan Sivas'ta küllere dönüştürülen aydınlarımızın yeni aydınların, sanatçıların ve ozanların yetişmelerine yol açtıklarına inandığından bu adı koyuyor oyununa.

İsveç Alevi Kültür Merkezi, Dayanışma Derneği ile Kültür ve Sanat Derneği'nin oluşurdukları "Ortak Çalışma Platformu"nun girişimiyle ve örgütlenmesi ile Madımak Stockholm'e taşındı. Canlar Tiyatrosu tarafından Husby Träff'te sergilenen oyun izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı. tiyatro

Yönetmenliğini Cengiz Sezgin'in yaptığı oyun bir et lokantasına dönüştürülen Madımak'ta lokantanın sahibi ile yardımcısı arasındaki diyalogla başlar. Katliamdan yaralı olarak kurtulan bir genç (Serdar Doğan'ın) kardeşini ve ölenleri anmak için ellerindeki karanfillerle devam eden oyun zaman zaman geriye giderek saldrıyı ve saldırıya uğrayanların duygu, düşünce ve tepkilerini izleyicilere yansıtır. Otelin et lokantasına dönüştürülmesi "yakılanların her gün yakılması ve Madımak'ın yanmaya devam etmesi olarak yorumlanırken, katliama seyirci kalan dönemin iktidar ortayı SHP de isim vermeden sorgulanır.

Sivas'ta yaşananlar ve oyun hakkındaki sorularımızı yanıtlayan Serdar Doğan Madımak katliamının ani ve fevri bir olay olmadığını, aydınları tiyatrosusturmaya yönelen bilinçli ve planlı bir saldırının bir parçası olduğunu söyledi. Pir Sultan Abdal Şenliği öncesi Madımak otelinin önünün taşlarla doldurulduğunu, şehirde "Hicrat Koşusu" adlı ile bir koşu düzenlenerek çevre illerdeki gerici ve faşistlerin Sıvas'a toplandığını belirten Doğan 8 saat süren katliam karşısında devletin seyirci kalmasını eleştirdi. Katliama katılan bazılarına ceza verilmesine rağmen Türkiye ve yurtdışında yaşayan katillerden bazılarında işlem tiyatro
yapılmamasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Yetkililerin ve adli makamların suçu ve suçluları övenlere de göz yumduğunu söyleyen Doğan oğlunun cenaze töreninde konuştuğu için bir baba aleyhinde suçluyu övmekten dava açılırken Madımak'ın yakılmasını savunanlar ve "iyi olmuş" diyenler hakkında hiç bir işlem yapılmamasını da çifte standart olarak değerlendirdi.

Murat Kuseyri
Haber kaynağı: Turkiska Riksförbundet (2009-05-27)

MUSA DOĞAN'IN TÜRKİYE'YE İADE İSTEMİ İSVEÇ'TE PROTESTO EDİLDİ
17-04-09

İsveçte siyasi ilticacı olarak bulunan Musa Doğan adlı devrimci Türkiye'ye iade edilmek isteniyor.resim

İşveç'te örgütlü bulunan İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu, Dayanışma Derneği, Kültür ve Sanat Derneği ve diğer demokratik kitle örgütleri perşembe günü İsveç Parlementosu önünde toplanarak Musa Doğan'ın iade edilmemesi için açıklama yaptı.

Siyasi bir davadan dolayı 10 yıl türkiyede cezaevinde kalan Doğan Ölüm Orucu sonrasında 6 aylık geçici süreyle serbest bırakılmıştı. Yeniden tutuklanarak cezaevine konulma riski nedeniyle Doğan yurtdışına çıkarak İsveç'te siyasi sığınma hakkı elde etti.

Fakat iki ay önce Doğan İnterpol aracılığıyla arandığı gerekçesiyle gözaltına alındı. Doğan'ın sağlığımın 200 güne yakın bir süre ölüm orucu yapmış olduğundan dolayı bozuk durumda olduğu bildirildi. Gözaltı koşullarında sağlık durumunun daha da kötüye gideceği endişesi taşınıyor. Musa Doğan'ın Türkiye'ye iade edilmesi durumunda 20 yıl daha cezaevinde kalması gerekeceği dile getirildi. Demokratik Kitle Örgütleri böylesi bir durumda Doğan'ın cezaevinden sağ çıkamayacağı endişesini taşıyorlar.

İsvec Alevi Birlikleri Federasyonu, Dayanışma Derneği, Kültür ve Sanat Derneği ve diğer demokratik kitle örgütleri

Musa Doğan'ın iade edilmemesi icin her perşembe günü İsveç Parlementosu önunde toplanmaya devam edeceklerini açıkladı.

Kaynak: Yol haber

Aleviler aşureyle Hz. Hüseyin'i andılar

İ
sveç'teki Alevi Birlikleri Federasyonu, aşure yiyerek Hz. Hüseyin'nin Kerbela'da öldürülmesini andılar.


Resim aşure
İSVEÇ Alevi Birlikleri Federasyonu Aşure gününü yaparak Hz. Hüseyin'i andılar. İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu'nun Stockholm'deki merkezinde aile ortamında toplanan Aleviler, 3 kazan Aşure'yi ikram ederek Muharrem ayı ve Aşure gününü günün anlam ve önemine göre bu günü yaşadılar. Çok sayıda kişinin katıldığı Aşure Günü'nün Aleviler için önemli bir gün olduğu vurgulandı.İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Ali Çağan, Aşure Gününün önemini anlatırken, "Tarihi misyonu içerisinde bu günün ayrı ayrı önemi vardır.Tarihi süreci içerisinde bu gün Nuh tufanının bittiği gündür. Muharrem ayının 10'unda oruçtan sonra aşure yapılır ve yeniler. Ancak Anadolu'daki Aleviler için ise Hz. Hüseyin'nin Kerbela'da ve arkadaşlarının öldürülmesini anma günüdür. bu güne denk geldiğini için bu 10 günlük oruç 12 güne çıkartılarak Hz. Hüseyin'nin yasını tutmaya başlamışlardır. Muharrem ayı Aleviler için Hz. Hüseyin ve arkadaşlarının şehit olması nedeniyle yas günüdür başka bir şey değildir"dedi.

Eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz

resim aşure2Ali Çağan, Türkiye'deki Alevilerin bugün Türkiye'de hala eşit yurttaşlık haklarını kullanamadıklarını öne sürerek, "Biz ayrı bir devlet, ayrı bir bayrak istemiyoruz. Bizim yurttaşlık hakkımızı doğal olarak istiyoruz. Bizi Diyanet İşleri'nin zulmünden kurtulmak istemiyoruz. Bizim inanmadığımız konularda bizi zorunlu olarak inandırma politikalarından vazgeçilmeli. Türkiye'de artık Alevilerin de yaşadığı kabul edilir hale gelmesini sevindirici buluyoruz"diye konuştu.Ali Çağan, Türkiye'deki Alevilerin inanç merkezlerine hala para ödeyerek girdiklerini kaydederek, "Biz Hacı Bektaş dergahına girişte müze statüsünde olduğu için para ödeyerek giriyoruz. Bu dünyanın hiçbir yerinde ibadet yapılırken para ödemesi yapılmıyor. Ancak Alevilere bu haksızlık yapılıyor"dedi.

Kaynak: www.tuf.nu (12 ocak 2009)

Hürriyet.de Federasyon kuruluşumuzu haber yaptı:

Tandogan UYSAL / STOCKHOLM | 10.11.2008 13:58:00

İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu kuruldu

Federasyonumuz kuruluş hürriyet resimİsveç'te yaşayan Aleviler, İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu adı altında yeni bir örgütlenmeye gittiler. İsveç Alevi Kültür Merkezi Başkanı Ali Çağan'ın başkanlığında, yeni oluşuma imza atan Aleviler, daha güçlü ve birlik içerisinde faaliyetler göstermek için bu adımı attıklarını açıkladılar.


Merkezi Stockholm'de olan İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu, İsveç'te faalieyet gösteren diğer altı Alevi Birliği'nin de bir araya gelmesi ile yaklaşık 2.000 üyeli yeni bir güce ulaşmış oldu. Ali Çağan, 'İsveç'te 1995 yılında başlayan Alevi örgütlenmesi bugün İsveç'in 6 kentinde örgütlenerek İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu hedefine ulaşmıştır. Bu yeni oluşum ile ulaşamadığımız diğer Alevilere de ulaşarak daha güçlü hale gelmeyi arzuluyoruz.' diye konuştu.

Alevilerin tümüne ulaşacağız

Başkan Çağan, İsveç'te yaklaşık 5 bin Alevinin yaşadığını belirterek, 'Bu yeni oluşumun Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu'nun üyesi olması konusunda bir karar çıkardık. İsveç'teki Aleviler de Avrupa'da örgütlenme hedefleri doğrultusunda yoluna devam edecektir.' diye konuştu. Ali Çağan'nın liderliğindeki İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu: Eraslan Örgün, Gün Şahin, Zazan Balcı, Helin Şahin, Serpil Özen, Ali İşbitirici, Yıldır Yılmaz, Reşat Çoşar.

İSVEÇ ALEVİ BİRLİKLERİ FEDERASYONU KURULDU (ALEVİTİSKA RİKSFÖRBUNDET)

1 Kasım 2008'de Stockholm'da bulunan 'İsveç Alevi Kültür Merkezi'nde Stockholm, Malmö, Göteborg, Halmstad, Uppsala ve Dalarna Alevi Kültür Merkezleri (AKM) ile bir araya gelerek İsveç Alevi Birlikleri Federasyonunu kurduk. Seçimler sonucunda Federasyon başkanlığına Ali Çağan getirildi.

Federasyon kuruluşu resim

Görev dağılımı şu şekilde gerçekleşti:
Yönetim kurulu:
Genel Başkan :
Ali Çağan
Genel Sekreter :
Eraslan Örgün
Örgütlenme Sekreteri :
Gün Şahin

Yedek yönetim kurulu:
1 - Durdu Yılmaz
2 - Ali Şan
3 -Kemal Bakan
4 -MehmetTaş

Üye (Kültür sorumlusu) :
Helin Şahin
Üye (Kadın sorumlusu) :
Serpil Özen
Üye :
Ali İşbitirici
Üye :
Yıldız Yılmaz
Üye :
Reşat Coşar

Denetim kurulu:
1 -
Hüseyin Çolak
2 -
Ahmet Tutay

Yedek denetim kurulu:
1 -
Zafer Üzüm
2 -
Yılmaz Akın
3-
Aslı Yalçınoğlu

AABK - Konfederasyon delegeleri:

1 -
Ali Çağan (Doğal Delege)
2 - Zeynel Özen
3 -
Reşat Coşar
4 -
Nevin Kamilağaoğlu


Danimarkadan kutlama kartı resim



Yol Tv




AHA Alevi haberleri (genel)...



Konuk defterimiz
Tam sayfa girişi

Saz kursu
Vill du lära dig spela Saz (baglama) med noter?

Nu startar den efterlängtade nybörjarkursen samt kursen för dig som kan spela men vill lära dig spela med noter.

Datum: 28 september 2010
Dag: Tisdagar och torsdagar
Klockan: 17.00 - 20.00
Avgift: 400 kr/månad

Lokal: Malmvägen 24, BV i Sollentuna.
Lokalen är belägen mellan kinarestaurangen och cykelaffären.

Arrangör: AKM i samarbete med ABF

Kontaktperson: Eraslan Örgün
070 -781 6858

Stockholm
Dersim Gençlik Projes

Göteborg
Göteborg Kadın komitesi

Göteborg
Çalışmalarımıza katılınız

Derneğimiz yönetiminin almış olduğu kararlar içerisinde bilim, teknik, kültürel, sağlık, dil, çevre ve merkezinde insani emeği dayanışmayı hedefleyen çalışmalarından birisini daha gerçekleştirmiştir.

Derneğimizde  Politikacı yazar Hamza YALCIN  Eğitim ve Dayanışama Hareketimizin, adlı kitabından kitabından...

devamı


















Tiram Gençlik Kültür ve Sanat Derneği
Tiram Gençlik Kültür ve Sanat Derneği 2010 tarihinde Dersim'de bir grup gencin girişimleri ile kurulmuştur.

Derneğimizin amaçlarından bazıları:

*Gençlerle beraber değişik eğitim ve kültürel alanlarda çalışmalar yapmak,

*Gençlerin kendilerini özgürce ifade edebilecekleri platformlar yaratmak,

*Gençlerin gerek Dersim'de, gerekse Türkiye genelinde kendi isteklerini ve sorunlarını dile getirebilecekleri bir gençlik politikasının oluşmasında aktif olabilecekleri sahalar yaratmak

Çalışmalarımıza ilgi duyan her genç aramıza katılmak için bizimle ilişkiye geçebilirler.

Sitemizin adresi: http://tiramyouth.wordpress.com


Uğurlar olsun sevgili Riza Kilichocam…
Yeni bir yıla daha girmek üzereyken haberi geldi hayranı olarak kayıtlı olduğum facebook sayfasından. Rıza Kılıç hocayı kaybettiğimiz yazıyordu. Kötü bir yeni yıl şakası sandık. Dört bir yanı arayıp, tüm okuduklarımızın doğru olmadığı umuduyla beklerken, kendisini kalp krizinden kaybettiğimizi öğrendik 31 Aralık 2010 akşamı. Rıza hocam henüz 30 yaşındaydı…Dersim'de gençlerle beraber yaptığımız eğitim ve kültür projesi bu sene dördüncü senesini doldurdu. Rıza hoca artık bu projenin sürekli eğitim veren hocalarından biriydi. 2008 ve 2009 yıllarında gönüllü olarak bizlerle Dersim'e kadar gelip gençlere bağlama kursları vermişti.

Rıza Kılıç'ı belki birçoğunuz hiç dinlemediniz fakat Türkiye'de belki bağlamanın tellerine bu kadar iyi vuran ustalardan bir kaçıydı. Belki o çalış tekniğiyle bir daha yeri doldurulamayacak bir ustaydı. Çaldığı ve söylediği deyişlerle Alevi kültürüne kattığı değerler o kadar büyüktü ki.

Ustası olduğu bu alanda mütevaziliği ise sınırsızdı. Ulaştığı o yüksek kabiliyet düzeyinde yardımını esirgememişti gençlerden, bu gencecik öğretmen.Rıza Kılıç, 1980 yılında Sivas'ın Yıldızeli İlçesi'ne bağlı Banaz Köyü'nde doğmuştu. Çocukluğundan itibaren çalmıştı bağlamayı ve 2006 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Konservatuarından mezun olmuştu. Erol Parlak Müzik Merkezinde ve sonra Arif Sağ Müzik Okulunda bağlama dersleri vermişti.

Aynı zamanda büyük bir araştırmacıydı Rıza hoca. Dersim'e geldiğinde bile dersleri bittikten sonra Hozat'a gidip oradaki dedelerle görüşmeyi ve onlarla bilgi ve tecrübelerini paylaşmayı ihmal etmemişti.

Sadece Kızılbaş Müziği değil aynı zamanda Ermenistan, İran, Suriye ve Güneydoğu Anadolu ezgileriyle "Şarkistan" adlı grupla beraber yakından ilgileniyordu.

İTÜ Bağlama Günlerinde, sahne aldığında bekleyenlerine "nihayet" dedirtmişti. Son yıllarda beste çalışmalarını ve bağlamanın geleneksel çalım tekniklerini yeniden ele alıp yorumladıkları bir ekip çalışması ve Pir Sultan Abdal deyişleri üzerine bir repertuar çalışması vardı.
Sadece büyük bir ustayı ve değerli bir hocayı değil aynı zamanda sevgili bir dostu kaybettik.

Alçak gönüllü, sevecen, sakin ve yalın kişiliğiyle Rıza'yı seven ve sayan çoktu. Dersim gençlik projesinde çalışanlar olarak böyle bir hocayı ve dostu tanıma şansını yakaladığımız için hem çok mutluyuz hem de henüz hiç vakti olmayan gidişiyle tarifsiz hüzünlüyüz. Biz, Rıza Hocaya Dersim'e geldiğinden, buradaki gençlerle tanıştığından ve bilgilerini aktardığından dolayı sonsuz teşekkürlerimizi tekrar sunuyoruz.

Beraber sayısız resimler çektiğimiz için, video kayıtlarında beraber olduğumuz için çok mutluyuz. Bizlerle beraber Vanq Köyü'nde şir yemeğimizi tattığından, Zımeg'de aşk kayalıklarını proje grubuyla ziyaret ettiğinden ve Hox Köyü'nde kahvaltımıza eşlik ettiğinden dolayı çok mutluyuz!

İyi ki seni tanıdık hocam. Duygu yüklü sesinizle bağlamanıza nasıl eşlik ettiğinizi, gençlere olan ilginizi, doğallığınızı, mütevaziliğinizi, bağlama sanatındaki titizliğinizi ve araştırmacı yönünüzü ve her şeyden önce eşiniz Elif ile beraber çalışmalarımıza sunduğunuz katkıları hiç unutmayacağız ve yaşatmaya devam edeceğiz.

Sizi unutmayacağız hocam, uğurlar olsun, Xızır yoldaşınız olsun…
Ailenize ve eşinize sonsuz sabırlar diliyoruz.

Gün ŞAHİN
Kaynak:
http://tiramyouth.wordpress.com/


Site tasarımı: uzumbaba.com yapımıdır. Copyright 2008. İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu. All Rights Reserved Valid CSS! Valid XHTML 1.0 Transitional