İsveç Alevi Birlikleri federasyonu anasayfa

İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu(Alevitiska Riksförbundet)

İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu(Alevitiska Riksförbundet)

Sık kullanılanlara ekle

Başyazı

FEYZULLAH ÇINAR’I BİR DAHA ÖLDÜRMEYİN

2 Temmuz 1993 Sıvas katliamından bir gün önce idi. 4. Pir Sultan Abdal  etkinliklerinin ilk günü             1 Temmuz 1993 tarihinde Sivas 4 Eylül Spor Salonunda halk konseri  var. Programdakiler arasında Halk Ozanı  SEFİL SELİMİ de vardı.  Hani şu Feyzullah Çınar’ın müziği ve güzel sesi ile insanlarla buluştuğu ve sonrasında Sabahat Akkiraz’ın güzel yorumu ile, beğeniyle dinlenen türkünün sözlerini yazan Sivas’lı ozan.  Ne diyordu:    

Kimse Bana Yaran Olmaz Yar Olmaz
Mertlik Hırkasını Giydim Giyeli
Dünya Bomboş Olsa Bana Yer Kalmaz
İnsana Muhabbet Duydum Duyalı

İmanım Hükümdar Benliğim Esir
Ehl-İ Beyti Sevdim Dediler Kusur
Kimi Korkak Dedi Kimi De Cesur
Kurt İle Kuzuyu Yaydım Yayalı

Ardımdan Vuranlar Yüzüme Güler
Kestiği Az Gibi Parçalar Böler
Herkes Kılıcını Boynumda Biler
Başımı Meydana Koydum Koyalı


"Bu Kızılbaş Olmuş, Yunmaz" Diyorlar
"Kestiği Haramdır, Yenmez" Diyorlar
"Camiye Mescide Konmaz" Diyorlar,
İmam Şah Hüseyn'e Uydum Uyalı

Kimi Benden Kağıt Hüccet Arıyor
Hal Bilmeyen Dip Dedemi Soruyor
Dostlar Ölümüme Karar Veriyor
Sefil Selimi'yim Dedim Diyeli

Programın sunuculuğunu ben yapıyordum. Kendisi ile orada şahsen görüştüm.  Sahneye bağlama ile mi çıkacaksınız dediğimde, hayır, ben ne bağlama çalarım ne de söylerim, ben sadece yazarım, demişti. Gerçektende güzel yazıyordu.

28 Ağustos 2010 tarihindeki atv’de yayınlanan Türkünü Söyle isimli yarışmada, bu türkü de okundu. Yanlız anons edilince adeta Feyzullah Çınar bir kez daha öldürülerek anons edildi. Söz ve Müzik: Sefil Selimi diye anons edildi.  Çok üzülmüştüm.  Sağlığında, sahip çıkılmadığı için parkta hayatını kaybeden Feyzullah Çınar’ın  öldükten sonra  da eserleri öldürülüyordu. Atv’yi aradım ve bu konudaki düşüncemi bildirdim.  Daha sonra ekipten bir arkadaştan bu türkü Feyzullah Çınar’ın değil, diye bir SMS  aldım. Oysa Sefil Selimi bugün yaşıyor olsa idi inanıyorum ki, yanlış yapıyorsunuz, bu müzik Feyzullah Çınar’a aittir, diyecekti. 

Şöyle bir baktım,  bu eseri okuyanlar neler yazmışlar. Bu türküyü güzel sesi ile yorumlayan Sabahat Akkiraz albümünde Söz:Sefil Selimi, Müzik: Feyzullah Çınar yazmış.  İhsan Öztürk sayfasında da Kaynak: Sefil Selimi, Derleyen: İhsan Öztürk yazıyordu. İhsan Öztürk’ün Sefil Selimi’ye eserin kayıt altına alınması ve TRT repertuarına girmesini sağlamasında yardımcı olmak amacıyla bunu derlediğini düşünüyorum.  Feyzullah Çınar’ın diğer türkülerini dinleyen, bu müziğin Feyzullah Çınar’ın olduğunu az çok anlar zaten.

Bunların tüm sorumlusu TRT mantığıdır tabiki. TRT yıllarca, türküde söz ve müzik olmaz, kaynak ve derleme vardır, türkü anonim olur, diye direndi. Türkü formunda müzik yapanların, eserlerini  TRT repertuarına kayıt ettirmek isteyenlerin  başvurduğu yöntemdir bu. Aşık  Mahzuni’nin TRT repertuarlarındaki türkülerine bakın, eğer sonradan düzeltilmedi ise Aşık Mahzuni’nin ismi yazılı değildir. Başka bir kaynak ve derlemeci vardır ve Maraş yöresinden bir türkü diye kayıt edilmiştir. Bir çok Alevi ozanlarının türkülerindeki şah, dost, can, Ali, gibi Aleviliği çağrıştıran sözcükler, `yar` sözcüğü ile değiştirilmiştir. Bazen de sözlerin önemli bir bölümü değiştirilerek, türkü özünden uzaklaştırılmıştır. Buna rağmen bir çok halk müziği sanatçısı, ‘TRT olmasaydı halk müziği olmazdı’ der. Oysa halk var olduğu sürece halk müziği yaşayacaktır. Kaldı ki siyasi nedenlerle işine son verilen Ruhi Su, devlet bütçesi nden aldığı pay ve binlerce çalışanları ile TRT’ye göre daha doğru yöntemlerle   türkü derlemiştir ve tek başına daha iyi iş becermiştir.  Hem de özüne uygun, değişitirmeden, bozmadan ve devlet bütçesinden yardım almadan. Bu vesile ile Ruhi Su’yu  saygıyla anıyorum.

Bir başka olay da, eser sahiplerine telif ücreti ödememek isteyen  kişilerin bandrol için başvurduğunda sahipli olan eserleri anonim diye bildirmeleridir. Bu durumda eseri kullanan firma telif hakkından kurtulduğu gibi, sahibi olan eseri de anonim olarak Mesam ve Kültür Bakanlığı’na kayıt ettirmiş oluyor.

Asıl üzücü nokta, hayatını halk müziğine vermiş insanların bulunduğu Türkünü Söyle programında bu türkü söylenirken Feyzullah Çınar’dan bahsedilmemesi ve belkide ellerindeki yanlış bilgilere  inanmayı yeğlemiş olmalarıdır.   

Feyzullah Çınar severlerin bu işin takipçisi olması,  atv’ye  ilk yayınlanacak programda bu yanlışlığın düzeltmesi konusunda mail ve telefonla  mesaj göndererek baskı  gücü  oluşturması ve bu yanlışlığın düzelttirilmesi,  bir nebze olsun yüreğimizdeki sızıyı hafifletecektir.

30/08/2010

Ali Çağan

------------------

GAZİ KATLİAMI’NIN 15. YILINDA CANLARIMIZI SAYGIYLA  ANIYORUZ!

12 Mart, Gazi katliamı üzerinden tam 15 yıl geçti. Gazi mahallesinde yaşanan bu katliam Türkiye tarihinin utanç verici sayfalarından biridir.            

15 yıl sonra o gün neler yaşandığını hatırlayalım. 12 Mart 1995 günü akşam saatlerinde İstanbul`da çoğunlukla Alevilerin yaşadığı Gazi Mahallesindeki 3 kahvehane  ve bir işyeri derin devletin adamları tarafından tarandı. Saldırılar sonucu bir kişi hayatını kaybetti. 5’i ağır 25 kişi yaralandı. Saldırganlar gasp ettikleri taksiyi yakıp şoförünü de öldürmüşlerdi.

Olayların ardından çok sayıda Alevi  toplanarak Emniyet kuvvetlerinin olaya müdahale etmedikleri gerekçesi ile Polis karakoluna yürüdüler. Polis halkın üzerine ateş açtı. Açılan ateş sonunda bir kişi öldü, bir çok kişi de yaralandı. Ertesi gün olayları protesto etmek için İstanbul`un dört bir yanından yaklaşık 15 bin kişi toplanarak tekrar polis karakoluna doğru yürüyüşe geçti. Çevik kuvvet ve özel timlerle desteklenen polisler tekrar guruba ateş açtı, acilen ateş sonucu 15 kişi hayatını kaybetti. Aynı gün İstanbul Valiliği Gazi Mahallesi ve Alevilerin çoğunlukta olduğu iki Mahallede sokağa çıkma yasağı koydu.  Ama olaylar bir türlü dinmiyordu. Bölgeye askeri birlikler sevk edildi. 15 Mart’da olaylar Ümraniye’ye sıçradı. Mustafa Kemal Mahallesinde çıkan olaylarda, 5 kişinin ölmesi ve 20 den fazla kişinin yaralanması sonucu bu bölgede de sokağa çıkma yasağı kondu.
16 mart’ta sokağa çıkma yasağı kaldırıldı
.

Olaylarda ölenlerin çoğunun polis kurşunu ile öldüğü tespit edildi. Mahkeme gözlerden uzaklaştırmak için Trabzon’a aktarıldı, ama Gazi halkı ve yakınlarını kaybedenler,  ısrarla mahkemelere katıldılar ve katliamı yapanlardan hesap sorulmasını istediler.  Türkiye ve Avrupa’daki Alevi örgütleri de mahkemenin takipçisi oldular ve Ordu, Samsun, Merzifon, Çorum ve Ankara’da etkinlikler yaparak, Trabzon’dan Hacı Bektaş’a Barış Yürüyüşü yaptılar. Mahkeme  5 yıl sürdü. İki polis çok az bir ceza aldı, cezaları ertelendi, diğer polislerin hepsi beraat etti ve görevlerine döndüler. Katiller hala ellerini kollalarını sallayarak dolaşıyorlar. Devlet kontrgerilla devleti, hukuk kontrgerilla hukukudur.

Aslında bu konularda  ilgili ne kadar da hafızaları yenilemeye çalışırsak çalışalım, toplumun büyük bir kesiminde bu tür olaylar kanıksanıyor ve geçmişte yaşanan acılar çok çabuk unutuluyor. Bu katliamları unutmamak ve unutturmamak bir insanlık görevi olduğu gibi, gelecekte olabilecek katliamları engellemek için de bir teminattır.

Bir kez daha Gazi Katliamını yapanları kınıyor, hayatlarını kaybeden canlarımızı saygıyla anıyoruz.

Ali Çağan

İsveç Alevi Federasyonu Başkanı

  Konuk defterimiz  

Konuk defterimiz

(Sorumluluk duygusuyla, sevgi ve saygı çerçevesinde yazmanız dileğiyle...)

Projeler

Dersim Gençlik Projesi

 (AKM Stockholm)

İABF amblem/logo yarışması...Bilgi için tıklayınız

Yarışma ile ilgili duyuru!


Türkçe(Turkiska)
12 eylul
ABF ve Vänsterpartiet desteği ile
Svenska(İsveççe)
12 eylul
I samarbete med ABF & Vänsterpartiet


 2 temmuz'da Sivas'tayız
 2 Temmuz'da Sivas'tayız!‏
 
2 TEMMUZ’DA MADIMAK OTELİ’NİN MÜZE OLMASI İÇİN SİVAS’TAYIZ.2 Temmuz 1993 tarihinde, Pir Sultan Abdal’ı anmak üzere Sivas’a giden 33 insanın Madımak Oteli’nde yakılarak katledilmesi, Ortaçağ vahşetiyle Türkiye’nin aydınlığına, çağdaşlığına, demokrasi ve laikliğe, halkların kardeşliğine, bir arada yaşama kültürüne ve çok kültürlülüğe yapılan bir saldırıydı. Bundan 17 yıl önce Sivas’ta gerçekleşen gerici, şeriatçı, faşist katliam devletin ve güvenlik güçlerinin gözetiminde yaşandı. İnsana, aydınlığa, düşünce özgürlüğüne düşman ırkçı ve şeriatçı güçler, “Şeriat isteriz”, “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak” sloganları atarak savunmasız insanları bir otelde kıstırdılar ve oteli ateşe vererek, tarihe karanlık bir sayfa eklediler.Bu kara leke, Siyasi iktidarların Madımak Oteli’nin müze olmasına ilişkin talepleri görmezden gelen tutumu ve  ikiyüzlü politikaları ile daha da büyümektedir. Bu tutumun en az Madımak Katliamı kadar canımızı yakmakta, ruhumuzu incitmektedir.Bu nedenle Madımak Oteli’ndeki insanlık dışı kıyımın vicdanlarımızda yarattığı utancı hep birlikte temizlemek gerektiğine inanıyor ve bunun salt Alevilerin sorunu olmadığı kanaatini taşıyoruz. Türkiye, geçmişindeki bu utancı temizlemek, geleceğini de aydınlatmak zorundadır. Bizce bunun çözümü Madımak Oteli’nin müzeye dönüştürülmesi, katliamın karanlıkta kalmış gerçek faillerinin bulunması ve Alevilerden özür dilenmesidir. Yeni Madımaklar yaşamamak için 2 Temmuz’un unutturulması yönündeki girişim ve çabalara set çekmek, toplumun ve devletin yüzleşmesini sağlamak bu açıdan önem taşımaktadır. Bu nedenle, 2 Temmuz’da Sivas’ta yapılan anmalar önem arz etmektedir.Alevi Örgütleri, 17 yıldır kararlı bir şekilde Madımak katliamının, sadece Madımak’ın da değil, bir arada yaşama kültürünü tahrip eden karanlıkta kalmış bütün katliamların aydınlığa kavuşturulması için mücadele veriyor ve laikliği, bireyin ve emeğin özgürleştirilmesini, devletin demokratikleştirilmesini savunan güçlerle omuz omuza olmayı önemsiyor. Omuz omuza verdiğimiz mücadelede dostlarımızı şimdi 2 Temmuz’da Madımak Oteli önünde görmek istiyoruz.Her yıl olduğu gibi bu yıl da 2 Temmuz’da Madımak Oteli’nde karanfillerimizi bırakıp kaybettiğimiz değerleri anacağız. Madımak Oteli’nin müzeye dönüştürülmesine ilişkin mücadeledeki kararlılığımızı bir kez daha göstereceğiz. Anma töreninde aramızda sizleri de görmeyi arzuluyoruz. Vereceğiniz desteğin, farklı kültürlerin ve inançların bir arada yaşayabileceği bir Türkiye özleminin gerçekleşmesine katkı sunacağını, Madımak katliamını unutturmak isteyen çevrelere etkili bir cevap olacağına inanıyoruz.“Demokratik, özgür ve daha aydınlık bir Türkiye için 2 Temmuz 2010 Cuma günü Sivas’ta Madımak önünde buluşmak üzere…”2 TEMMUZ’DA MADIMAK OTELİ’NİN MÜZE OLMASI İÇİN SİVAS’TAYIZ.-------------------------------------------------------------------------------
ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU (ABF)
AVRUPA ALEVİ BİRLİKLERİ KONFEDERASYONU
PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ GENEL MERKEZİ
ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ GENEL MERKEZİ
HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI GENEL MERKEZİ


Federasyonumuzun toplantısı ile ilgili alevi.com sitesinden haber:

İsveç`te Çalışmalar Hızlandı


30-10-09

TARAFINDAN: İSVEÇ ALEVI FEDARASYONU-BARIŞ BIÇICI

İsveç Alevi Fedarasyonu’na bağlı dernekler 23-25 Ekim tarihleri arasında yaptıkları eğitim faaliyetleri ve yönetim kurulu toplantısıyla çalışmalarına hız verdi.

Stokholm, Göteborg, Malmö, Uppsala, ve Dalarna bölgelerinden gelen dernek başkan ve yöneticileri Brunnsvikte bir araya geldi. Üç gün süren faaliyetlerin ilk günü, toplanma ve yeni üyelerle tanışma olarak geçerken ikinci gün eğitime ayrıldı. Yerelde, ülke genelinde ve Avrupa Birliği seviyesinde derneklere nasıl kaynak sağlanır, proje nasıl hazırlanır, aleviliğin İsveç devlet kurumları ve siyasi partilerine tanıtılması, yine bunun için bir kitapçık hazırlanması konuları işlendi. Alevi derneklerinin faaliyet ve ekonomik olarak durumları, ihtiyaç ve beklentilerinin görüşüldüğü bu günün akşamı türkü dolu bir eğlenceyle geçildi.

Çalışmaların son gününde ise İsveç Federasyonu genişletilmiş yönetim kurulu toplantısı yapıldı. Daha önce düzenlenen fedarasyon amblem yarışmasının uzatılması kararının alındığı bu günde, başkent Stokholm meydanında semah gösterisi, Maraş katliamını anlatan tiyatro, çocuk yuvası, yaşlılar için buluşma mekanı gibi geleceğe yönelik yapılması düşünülen faaliyetler tartışıldı. Kadın ve gençlik komisyonlarına da ağırlık verilmesi kararı çıktı.

Yol Club üyeliği ve Yol Tv çalışmalarına destek ile ilgili sorularında geniş yer aldığı görüşmeler, bir sonraki toplantı yer ve tarihinin belirlenmesiyle son buldu.

Barış Biçici

AS –İsveç


 

''Canlar Tiyatrosu Madımak'ı Stockholm'a taşıdı‏'':

Madımak yanmaya devam ediyor
 tiyatro
2 Temmuz 1993 günü Sivas Türkiye tarihinin en hunharca katliamlarından birine sahne oldu. Ellerinde sazları, kitapları ve kalemlerinden başka kendilerini savunacak şeyleri olmayan ozan, sanatçı ve yazarlara saldıran gerici ve faşistler “Allah adına, din adına” 37 insanımızı yakarak katlettiler. 8 saat devam eden saldırı karşısında devlet seyirci kaldı. Olay yerine gönderilen polis ve askerlere gözleri dönmüş, insanları katletmek amacıyla toplanmış gruba müdahele etmemeleri emri verildi. Katliamdan sonra yetkililer saldırganları değil, katledilenleri, yaralananları ve saldırıya uğrayanları suçladılar.

Önceleri saldırının yıldönümlerinde Madımak’ta katledilenlerin anılmasına, katliamın işlendiği yere karanfiller bırakılmasına izin bile verilmedi. Katliamı unutturmak için Madımak bir et lokantasına dönüştürüldü. Ancak halk ve aydınlar, katliamdan kurtulanlar olayı unutmadılar. Madımak katliamının gerçek sorumlularının yargılanmasını ve otelin müzeye dönüştürülmesini talep ettiler.

Serdar Doğan Madımak yangınından ağır yaralı olarak kurtulanlardan.Serdar Doğan Kardeşi Serkan ile birlikte Pir Sultan’ı anma etkinliklerine katılmak için Ankara’dan Sivas’a gelmiş. Doğan ailesine kara haber çabuk ulaşıyor. İki tabutla çocuklarının cenazelerini almak için Sıvas’a geliyorlar. Morgda bir kalan Serdar’ın halen hayatta olduğunu bir doktor farkediyor tesadüfen. 15 gün bitkisel hayatta kaldıktan ve yıllarca yanık tedavisi gördükten sonra mücadeleye yeniden başlıyor Doğan. Katliamda kaybettiği kardeşini, değerli yazar ve sanatçıları bir türlü unutamıyor. Madımak’ta yaşanan facianın tanığı ve tiyatro mağduru olarak katliamı tiyatrolaştırıp en geniş kitlelere ulaştırmaya karar veriyor. Böylece Simurg çıkıyor ortaya. Simurg Zümrüd-ü Anka olarak da adlandırılan kendini kendi küllerinden yeniden yaratan mitolojik bir kuş. Doğan Sivas’ta küllere dönüştürülen aydınlarımızın yeni aydınların, sanatçıların ve ozanların yetişmelerine yol açtıklarına inandığından bu adı koyuyor oyununa.


İsveç Alevi Kültür Merkezi, Dayanışma Derneği ile Kültür ve Sanat Derneği’nin oluşurdukları “Ortak Çalışma Platformu”nun girişimiyle ve örgütlenmesi ile Madımak Stockholm’e taşındı. Canlar Tiyatrosu tarafından Husby Träff’te sergilenen oyun izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı. tiyatro

Yönetmenliğini Cengiz Sezgin’in yaptığı oyun bir et lokantasına dönüştürülen Madımak’ta lokantanın sahibi ile yardımcısı arasındaki diyalogla başlar. Katliamdan yaralı olarak kurtulan bir genç (Serdar Doğan’ın) kardeşini ve ölenleri anmak için ellerindeki karanfillerle devam eden oyun zaman zaman geriye giderek saldrıyı ve saldırıya uğrayanların duygu, düşünce ve tepkilerini izleyicilere yansıtır. Otelin et lokantasına dönüştürülmesi “yakılanların her gün yakılması ve Madımak’ın yanmaya devam etmesi olarak yorumlanırken, katliama seyirci kalan dönemin iktidar ortayı SHP de isim vermeden sorgulanır.

Sivas’ta yaşananlar ve oyun hakkındaki sorularımızı yanıtlayan Serdar  Doğan Madımak katliamının ani ve fevri bir olay olmadığını, aydınları tiyatro susturmaya yönelen bilinçli ve planlı bir saldırının bir parçası olduğunu söyledi. Pir Sultan Abdal Şenliği öncesi Madımak otelinin önünün taşlarla doldurulduğunu, şehirde “Hicrat Koşusu” adlı ile bir koşu düzenlenerek çevre illerdeki gerici ve faşistlerin Sıvas’a toplandığını belirten Doğan 8 saat süren katliam karşısında devletin seyirci kalmasını eleştirdi. Katliama katılan bazılarına ceza verilmesine rağmen Türkiye ve yurtdışında yaşayan katillerden bazılarında işlem tiyatro

 yapılmamasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Yetkililerin ve adli makamların suçu ve suçluları övenlere de göz yumduğunu söyleyen Doğan oğlunun cenaze töreninde konuştuğu için bir baba aleyhinde suçluyu övmekten dava açılırken Madımak’ın yakılmasını savunanlar ve “iyi olmuş” diyenler hakkında hiç bir işlem yapılmamasını da çifte standart olarak değerlendirdi.

Murat Kuseyri

Haber kaynağı: Turkiska Riksförbundet (2009-05-27)

 

MUSA DOĞAN‘IN TÜRKİYE’YE İADE İSTEMİ İSVEÇ’TE PROTESTO EDİLDİ
17-04-09

İsveçte siyasi ilticacı olarak bulunan Musa Doğan adlı devrimci Türkiye’ye iade edilmek isteniyor.resim

İşveç‘te örgütlü bulunan İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu, Dayanışma Derneği, Kültür ve Sanat Derneği ve diğer demokratik kitle örgütleri perşembe günü İsveç Parlementosu önünde toplanarak Musa Doğan‘ın iade edilmemesi için açıklama yaptı.

Siyasi bir davadan dolayı 10 yıl türkiyede cezaevinde kalan Doğan Ölüm Orucu sonrasında 6 aylık geçici süreyle serbest bırakılmıştı. Yeniden tutuklanarak cezaevine konulma riski nedeniyle Doğan yurtdışına çıkarak İsveç’te siyasi sığınma hakkı elde etti.

Fakat iki ay önce Doğan İnterpol aracılığıyla arandığı gerekçesiyle gözaltına alındı. Doğan‘ın sağlığımın 200 güne yakın bir süre ölüm orucu yapmış olduğundan dolayı bozuk durumda olduğu bildirildi. Gözaltı koşullarında sağlık durumunun daha da kötüye gideceği endişesi taşınıyor. Musa Doğan’ın Türkiye’ye iade edilmesi durumunda 20 yıl daha cezaevinde kalması gerekeceği dile getirildi. Demokratik Kitle Örgütleri böylesi bir durumda Doğan’ın cezaevinden sağ çıkamayacağı endişesini taşıyorlar.

İsvec Alevi Birlikleri Federasyonu, Dayanışma Derneği, Kültür ve Sanat Derneği ve diğer demokratik kitle örgütleri

Musa Doğan‘ın iade edilmemesi icin her perşembe günü İsveç Parlementosu önunde toplanmaya devam edeceklerini açıkladı.

Kaynak: Yol haber
 

 

Yarışma ile ilgili önemli duyuru!

05/11/2009

Bugüne kadar gelen öneriler arzu edilen şekilde kabul görmediğinden dolayı  İsveç ABF YK 23-25 ekimde yapmış olduğu toplantıda Amblem yarışmasını uzatma kararı almıştır.

Bu konuda  Başkan Ali Çağan yakında bir açıklama yapacaktır.

Sitemizi izlemeye devam ediniz...

Site yöneticisi
 

İABF amblem yarışması 

Sevgili canlar...

İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu Yönetim Kurulu son toplantısında bir amblem yarışması açılmasına karar verdi.  Amblem/logo yarışması,

30 Nisan 2009 tarihine kadar yapılan başvurular değerlendirilerek 20 gün içinde sonuçlandırılacaktır. 

İABF amblem/logo yarışması genel  kriterler:

 1.      Mümkün olduğu kadar sade olmalıdır.

2.      Kolye, rozet, kolluk, bayrak vs. reklam ürünü olarak basılabilmeli.

3.      Renkli, renksiz uzaktan seçilebilmeli, fazla birbirine yakın renkler olmamalı.

4.      İsim olarak isveççe ‘’Alevitiska Riksförbundet’’, türkçe isveççe ‘’İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu (İABF)’’  kullanılmalıdır (sonradan eklenebilir). 

5.      Avrupa kamuoyuna yönelik ve çağdaş bir dizayn olmalıdır.

6.      Direk foto/resim kullanılmamalı, çizgi/grafik olmamalıdır.

7.      Kılıç (zülfikar) sembolü direk kullanılmamalıdır.

8.      Var olan Alevi federasyon  ve dernek logoları ile karışıklık yaratmamalıdır.

9.      Amblem birkaç sembolle Aleviliği temsil etmelidir.

10. Bir kişi dilediği sayıda yarışmaya katılabilir.

11 Yarışmaya katılan tüm çalışmaların kullanma hakkı İsveç Alevi Birlikleri Federasyonuna aittir.

11. Yarışmada seçilen amblem/logo sahibi

        Anadolu & Bağlamacı

          Talat Paşa Bulvarı No: 136/B

          Cebeci . Ankara

          bilgi@anadolubaglamaci.com      www.anadolubaglamaci.com

          Tel: (0312) 363 00 18    Cep: 0555 233 01 89  . 0535 230 18 40 adresinde yapılan bir adet bağlama hediye edilecektir.

11.  Yarışmaya uygun görülen gelen önerileri www.isvecakm.com adresinden izleyebilirsiniz. Katılım için son gün 30 Nisan 2009’dur. Seçilecek 'amblem/logo'yu Federasyon Yönetim Kurulu belirleyecek olup resmi web sitesinde belirtilecektir.

Amblem/logo yarışmasına katılmak isteyenler 30 nisan tarihine kadar iabf_sitesorumlusu@uzumbaba.com adresine gönderebilirler.

Bu duyuruyu elinizdeki mail listelerinden tüm kurumlarımıza ve ilgi duyan canlara duyurmanızı İnternet sayfalarınızda yayınlamanızı rica ediyoruz.

Saygı ve sevgilerimizle

İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu.

 

Aleviler aşureyle Hz. Hüseyin’i andılar

İsveç’teki Alevi Birlikleri Federasyonu, aşure yiyerek Hz. Hüseyin’nin Kerbela'da öldürülmesini andılar.


Resim aşure


İSVEÇ Alevi Birlikleri Federasyonu Aşure gününü yaparak Hz. Hüseyin’i andılar. İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu’nun Stockholm’deki merkezinde aile ortamında toplanan Aleviler, 3 kazan Aşure’yi ikram ederek Muharrem ayı ve Aşure gününü günün anlam ve önemine göre bu günü yaşadılar. Çok sayıda kişinin katıldığı Aşure Günü’nün Aleviler için önemli bir gün olduğu vurgulandı.İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Ali Çağan, Aşure Gününün önemini anlatırken, “Tarihi misyonu içerisinde bu günün ayrı ayrı önemi vardır.Tarihi süreci içerisinde bu gün Nuh tufanının bittiği gündür. Muharrem ayının 10’unda oruçtan sonra aşure yapılır ve yeniler. Ancak Anadolu’daki Aleviler için ise Hz. Hüseyin’nin Kerbela’da ve arkadaşlarının öldürülmesini anma günüdür. bu güne denk geldiğini için bu 10 günlük oruç 12 güne çıkartılarak Hz. Hüseyin’nin yasını tutmaya başlamışlardır. Muharrem ayı Aleviler için Hz. Hüseyin ve arkadaşlarının şehit olması nedeniyle yas günüdür başka bir şey değildir”dedi.

 

Eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz

resim aşure2

Ali Çağan, Türkiye’deki Alevilerin bugün Türkiye’de hala eşit yurttaşlık haklarını kullanamadıklarını öne sürerek, “Biz ayrı bir devlet, ayrı bir bayrak istemiyoruz. Bizim yurttaşlık hakkımızı doğal olarak istiyoruz. Bizi Diyanet İşleri’nin zulmünden kurtulmak istemiyoruz. Bizim inanmadığımız konularda bizi zorunlu olarak inandırma politikalarından vazgeçilmeli. Türkiye’de artık Alevilerin de yaşadığı kabul edilir hale gelmesini sevindirici buluyoruz”diye konuştu.Ali Çağan, Türkiye’deki Alevilerin inanç merkezlerine hala para ödeyerek girdiklerini kaydederek, “Biz Hacı Bektaş dergahına girişte müze statüsünde olduğu için para ödeyerek giriyoruz. Bu dünyanın hiçbir yerinde ibadet yapılırken para ödemesi yapılmıyor. Ancak Alevilere bu haksızlık yapılıyor”dedi.

Kaynak: www.tuf.nu (12 ocak 2009)

 

İSVEÇ ALEVİ BİRLİKLERİ FEDERASYONU KURULDU      (ALEVİTİSKA RİKSFÖRBUNDET)
 

1 Kasım 2008'de  Stockholm'da bulunan 'İsveç Alevi Kültür Merkezi'nde  Stockholm, Malmö, Göteborg, Halmstad, Uppsala ve Dalarna Alevi Kültür Merkezleri (AKM) ile bir araya gelerek İsveç Alevi Birlikleri Federasyonunu kurduk.

Seçimler sonucunda Federasyon başkanlığına Ali Çağan getirildi.

Federasyon kuruluşu resim
 

Görev dağılımı şu şekilde gerçekleşti:

Yönetim kurulu:                                  Yedek yönetim kurulu:
        
Genel Başkan : Ali Çağan                             1 – Durdu Yılmaz  
Genel Sekreter : Eraslan Örgün                     2 – Ali Şan  Örgütlenme Sekreteri :  Gün Şahin                3 –Kemal Bakan         Sayman : Zozan Balcı                                   4 –MehmetTaş   

 Üye (Kültür sorumlusu) : Helin Şahin                            
Üye (Kadın sorumlusu) : Serpil Özen                                       
Üye : Ali İşbitirici
Üye : Yıldız Yılmaz
Üye : Reşat Coşar

 Denetim kurulu:                               Yedek denetim kurulu:
        
1-Hüseyin Çolak                                               1 – Zafer Üzüm
2-Ahmet Tutay                                                  2 – Yılmaz Akın   3-Aslı Yalçınoğlu                     



AABK - Konfederasyon delegeleri:

1 -Ali Çağan (Doğal Delege)
2 - Zeynel Özen
3 - Reşat Coşar
4 - Nevin Kamilağaoğlu

 

 "Hürriyet.de"  Federasyon kuruluşumuzu haber yaptı:



Tandogan UYSAL / STOCKHOLM | 10.11.2008 13:58:00

İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu kuruldu

Federasyonumuz kuruluş hürriyet resimİsveç'te yaşayan Aleviler, İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu adı altında yeni bir örgütlenmeye gittiler. İsveç Alevi Kültür Merkezi Başkanı Ali Çağan'ın başkanlığında, yeni oluşuma imza atan Aleviler, daha güçlü ve birlik içerisinde faaliyetler göstermek için bu adımı attıklarını açıkladılar.


Merkezi Stockholm’de olan İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu, İsveç’te faalieyet gösteren diğer altı Alevi Birliği’nin de bir araya gelmesi ile yaklaşık 2.000 üyeli yeni bir güce ulaşmış oldu. Ali Çağan, 'İsveç’te 1995 yılında başlayan Alevi örgütlenmesi bugün İsveç’in 6 kentinde örgütlenerek İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu hedefine ulaşmıştır. Bu yeni oluşum ile ulaşamadığımız diğer Alevilere de ulaşarak daha güçlü hale gelmeyi arzuluyoruz.' diye konuştu.

Alevilerin tümüne ulaşacağız

Başkan Çağan, İsveç’te yaklaşık 5 bin Alevinin yaşadığını belirterek, 'Bu yeni oluşumun Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun üyesi olması konusunda bir karar çıkardık. İsveç’teki Aleviler de Avrupa’da örgütlenme hedefleri doğrultusunda yoluna devam edecektir.' diye konuştu. Ali Çağan’nın liderliğindeki İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu: Eraslan Örgün, Gün Şahin, Zazan Balcı, Helin Şahin, Serpil Özen, Ali İşbitirici, Yıldır Yılmaz, Reşat Çoşar.
 

 

Danimarkadan kutlama kartı resim

 

 

Yol Tv

 

AHA Alevi haberleri (genel)...

 

Hava durumu

 

 

Copyright 2008. İsveç Alevi Birlikleri Federasyonu. All Rights Reserved

Site tasarımı: uzumbaba.com yapımıdır.